ANKARA
  Biz Kimiz? Gezilerimiz Fotoğraflar Haberler  






  Sizden Gelenler


Gönderen  Hasan İlhan Hit  911 Tarih 26.04.2008
Sopçalan Köyü

Günümüzden tam 100-150 yıl önce Ankara, özellikle Tiftik keçisiyle ve bu keçinin o yıllar için son derece önemli olan dünyaca ünlü yünüyle tanınırdı. O yıllarda pamuk endüstrisi yeterince gelişmemişti. Petrolün yan ürünü olan sentetik kumaşlarda henüz günlük yaşantımıza girmemişti. Tiftik yününden imal edilen sof kumaşı son derece pahalı ve zengin çevrelerde çok aranılan bir kumaştı. Artık şarkılarda ve türkülerde kalmış tül inceliğinde feraceler bu kumaştan üretilirdi. Ankara da bu kumaşın üretimiyle uzmanlaşmış Beypazarı sof kumaşı üretilen tezgahlarla doluydu. Ankara ve sof kumaşı 1850 yıllarındaki Kırım Savaşı ile Osmanlı Devletinin müttefiki olan İngiltere’den ilk ağır darbeyi aldı. 15-20 kadar Tiftik keçisini Güney Afrika’ya götüren ve orada bu türü ıslah eden İngilizler çok kısa bir süre içinde olumlu sonuçlar elde ederek, Osmanlılardan daha beyaz ve lekesiz kumaşlar üretmeyi başardı. Yeni Zelanda da Tiftik keçisi üreterek Osmanlı Devletinin Sof kumaşı tekelini önce kırdı, sonra daha kaliteli sof üreterek pazarı ele geçirdi.   Gittikçe zayıflamaya başlayan Sof üretimi son darbeyi de petrolden üretilen sentetik kumaşlardan yedi. Günümüzde sof kumaşı üretimi yapılmamaktadır.  

Bu gün Beypazarı sofçalan köyüne yaptığımız doğa yürüyüşü nedeniyle bu köye adını veren sof kumaşının ne olduğunu anlatarak   söze girmek istedim. Beypazarı’na girer girmez araçlardan inip vadi boyunca yukarılara doğru çıkıyoruz. İlkbaharın çiçekleri bezemiş dört bir yanı. Terkedilmiş ve harabeye dönmüş eski köy evlerini geçiyoruz. 12 km lik bir yürüyüş planladık. Camisi tamamen yıkılmış bir minare de hala yükseklerden çevreyi seyrediyor.   Sopçalan köyü vadinin 6 km yukarısında. Köye varıyoruz. Köy meydanında Köylülerle sohbet ediyoruz. Köyün isminin nerden geldiği konusunu bilen kalmamış. Onlara sofçalan kelimesinin tiftik yününden sof kumaşı üretilmesi anlamına geldiğini anlatıyorum. Köy evlerinin Fotoğraflarını çekiyoruz.   Köyden çıkarken köy köpekleri yolculuyor bizleri.   Sularını İnözü vadisine boşaltan kocaderenin kıyısında yanımızda getirdiğimiz kumanyalarımızı yiyoruz. Aramızda şakalaşıyor, küresel ısınmanın gezdiğimiz alanlardaki etkilerini tartışıyoruz. Hellimci Murat kardeşimiz peynir ikram ediyor bizlere. Yemek sonrası tekrar dere boyunca inmeye başlıyoruz. Henüz yeni doğum yapmış bir koyun ve kuzusuyla karşılaşıyoruz. Herkes doğum anını kaçırdığına pişman, yeni doğmuş yavruyu fotoğraflıyor. Gezimiz saat 16:00 gibi İnözü vadisinde sona eriyor. Biraz dinlendikten sonra Ankara’ya dönüyor ve yeni bir doğa yürüyüşünde tekrar buluşmak üzere vedalaşıyoruz.    

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  Sayfayı Yazdır Geri Dön


DUYURULAR
 alternatiftrekking-subscribe@yahoogroups.com...
Devamı »
 Alternatif Trekking 1. Fotoğraf Sergisi...
Devamı »
 Orientring Çalışmalarımız Başlıyor....
Devamı »
 
YAKIN ZAMAN GEZİLERİ










Reklam:
Modernlerşme Demokrasi İslam
Torgutlar
Copyright © Alternatif Trekking